Hepsi grubu  Amerika konser resimlerini sizinle paylaşmak istedik..Kalitesi biraz düşük olmuş ama yakında daha kaliteli resimlerle karşınızda olacağız.İşte Hepsi Grubu Amerika macerasından resimler..

 Hayko Cepkin - Hayalim kahraman olmaktıSahne şovlarıyla ve şarkılarıyla geniş bir hayran kitlesine sahip olan Hayko Cepkin’le Trendy okurlarından Gizem ve Can’ı bir araya getirdik. Keyifli bir gün geçiren Gizem ve Can, Hayok’yla ilgili tüm merak ettiklerini öğrendiler.

Kendi yaptığın bestelerden bir albüm yapmaya nasıl karar verdin?

Ben yaptığım şeyleri kendimi geliştirebilmek, eğitebilmek için yaptım. Sonra zaman içinde kendim için yaptığım şeylerin çoğaldığını, olgunlaştığını gördüm. Çünkü içerisinde hoşuma gitmeyen şeyler de vardı. Hepsi düzeldi ve aklı başında şeyler olmaya başladı. Ömrüm boyunca klavye çalarak bu piyasada bir yere gelemeyeceğimi anladım. Yaptığım şeyleri kendi hayal ettiğim şekilde yapıp, başarabileceğime kanaat getirdim.

 

Kral TV Video Müzik Ödülleri’nde “En İyi Rock Erkek Sanatçı” ödülünü aldın. Beklediğin bir ödül müydü?

Ben herhangi bir ödül beklemiyordum. Benim için en büyük ödül, yaptığım şeyin kabul görmesi ve büyümesidir. Herhangi bir pirinç parçasının şekillendirilip, altına bir şey yazılıp bana ödül olarak verilmesi çok da önemli değil. Ama sektörel bir şeydir bu. Ödül alan kişi sektörel anlamda  bir artı kazanır. Onlar için bir materyal olduğunu düşünüyorum. Zaten o sektörle de pek bir işim yok. Şimdiye kadar bir çok ödül aldık. Teşekkür ediyorum ama hayatımda çok büyük bir yeri olduğunu savunmuyorum.

 

Bir sinema filminde de yer aldın. Bu teklif nasıl geldi?

Benim yansıttığım ruh halim filmin yönetmeni olan Onur Ünlü’nün gözüne takılmış. Bu prodüksiyonu yapmak isteyen kişiler de uzun zamandır benimle ilgili bir proje yapma arzusu içindeymiş. Çekecekleri fantastik çocuk filminin kötü adamının, fantastik kötü görünümlü bir adamın oynamasını uygun görmüşler. Bunu yapmayı çok istediklerini ve hevesli olduklarını gördüm. Bu da benim için en önemli kıstaslardan biridir. Projenin ne kadar başarılı olup olmayacağından çok, ne kadar yapılmak istendiğine önem veririm Böyle bir şeyin içinde bulunduğum için de mutluyum.

 

Bundan sonra da oyunculuk yapmayı düşünüyor musun?

Böyle fantastik projelerin içinde her daim olmayı arzu ediyorum. Konusu enteresan, başarıya ulaşması şart olmayan, deneysel bile olsa içinde yer almayı çok istiyorum. Aslında deneysel projelere çok daha açığım. Çünkü kaygılı bir insan değilim. “Bu işi yaparsam kariyerime zarar verir, mahvolurum, yok olurum” diye bir kaygım yok.

 

Neden konsept olarak korkuyu seçtin?

Yaptığım şarkılar ve kullandığım armonik altyapı sebebiyle böyle bir konsept ortaya çıktı. O dönem yaptığım bestelerde çok fazla yarım aralık ve bunun gibi şeyler kullanmaya başladım. Tınlayan şey daha çok gerilimi, korkuyu anlatıyordu bana. Bazı parçalarda bu tarz armonik geçişler yok ama onlarda da insani kişisel korkuları anlatan durumlar var. Bu yüzden genel olarak korkuyu baz alabileceğimi düşündüm. Zaten sahnede gözükmek istediğim adamın şeklini de böyle tez sevilmeyen, hemen kabul görmeyen, zaman zaman ürküten biri olarak tasarladığım için her şey birbiriyle uyumlu bir şekilde ilerledi.

 

Seni neler korkutur?

Duygusal olarak bakarsak anlaşılmamak beni korkutur. Yaptığım işte en önemli şeylerden biridir. Yaptığım şeyin anlaşılması lazım ki ayakta  kalabileyim. Bu süreç bende yavaş ilerliyor ama anlaşıldığımı düşündüğüm için şu anda korkmuyorum. Daha genele bunu anlatıp anlaşılmak daha da hoşuma gider. Zan altında kalmayı sevmem. Hızdan korkarım ama hız yaparım. Ama korkmak faydalıdır. Çünkü korktuğun zaman kendini durdurabilirsin. Herkesin de korkuyu içinde fazlasıyla barındırması gerektiğine inanıyorum.

 

Bir röportajında ellerini kaybetmekten korktuğunu söylemişsin…

Ellerimi kaybetmek en büyük korkum. Çünkü ellerim olmazsa piyanomun başında hiçbir şey yapamadan otururum.

 

İnsanlarda korku uyandırmak hoşuna gidiyor mu?

Gidiyor. Çünkü yaptığım şeyin aşırı dozda korkusal bir yanı yok. Tam tersi sahnede korkan bir adam var ve anlattığı hikayeler de onun korkuları. Hikayenin sonlarına doğru o korkularla nasıl mücadele edebileceğini ya da buna nasıl haykırması gerektiğini anlatıyor. Yani korkuyu kendi üzerinde uyguluyor. Bu görsel olarak başkaları için korkunç bir ifade olarak gözükebilir. Ama hikayeler kendisinin korkuları üzerine yazılmış. Zaten besteleri kendim yazdığım için tüm sözleri kendime söylüyor, kendimle uğraşıyorum. Bu yüzden bireysel korkuları anlattığı için sadece onun ne anlattığını dinlemek gerekiyor.

 

Sahnede kişiliğinin ne kadarını yansıtıyorsun?

 

İlk albüm ikincisine göre biraz daha yumuşaktı. Neden ilk albümde korkuyu ön plana çıkarmadın?

İlk albümdeki parçaların armonisi korkuya dayalı değildi. Zaten ev ortamında yapılan bir kayıttı. Stüdyoda kaydetme imkanım olsaydı belki yapısal değişiklikler yapıp, daha farklı bir şeyler sunabilirdim. Ama albümün o şekilde olmasının belki de ikinci albümün başarıya ulaşmasında faydası vardır diye düşünüyorum.

 

Kendine örnek aldığın birisi var mı?

Yok. Kimseyi örnek alabileceğim bir yaşta değilim. Örnek aldığım tek kişi kendimim.

 

Sahne şovların ve şarkılarınla çok sevilen birisin. Bu başarını Eurovision’a taşımak ister misin?

Eurovision’un dünya genelinde hiçbir değeri olmadığını düşünüyorum. Çok fazlasıyla politik bir oyuncak. Eurovision’a geçmişten günümüze gelen tarihi bir gelenek gözüyle bakıyorum. Şu anda Eurovision sadece geleneği yaşatıyor. Onun dışında pek bir şey ifade etmiyor. Çünkü müzik olarak değerlendirildiği zaman kendi yolundan sapmış durumda. Yarışmanın amacı katılan ülkelerin kendi müziğini tanıtması. Bizim Türkiye olarak katılıp da İngilizce söz ve müzik yapıp kendi armonilerimizi, melodik ölçülerimizi taşımayan bir müzik yaratıp bunu bütün dünyaya sevdirmenin ülke müziğini tanıtmak adına hiçbir faydası olmadığını düşünüyorum. Onun için ben katılacak olursam kendi bildiğim yöntemlerle katılırım. Oradan belki sonunculuk alarak geri dönerim. Ama bu bana zarar vermez.

 

Geleceğe dair projelerinden bahseder misin?

Şu anda önümüzde yeni albümümüzü yapma fikirleri oluşuyor. Yavaş yavaş aklımdakileri kaydetmeye başladım. 2009 yılının hangi tarihinde olacağı henüz belli olmayan bir döneminde organize bir proje olarak tekrar yenileneceğiz.

 

Kendi tarzının dışındaki bir şarkıcı seninle bir düet yapmak istese kabul eder misin?

 

Hayranlarınla aran nasıl?

Bizim familyamız çok başarılı. Birbirine sıkı sıkı bağlı bir aile oluşturduk. Esas olan çekirdek aileyi kurmak. Şu anda çekirdeğimiz koskocaman. Onun etrafına gelenler sadece mineralleri olacak. Ama biz şu an en büyük çekirdeği kurmuş bir biçimdeyiz. Kolay kolay yıkılır bir halde değiliz.Yaptığım işe inançları çok yüksek. Söylediğim herhangi bir şeyin doğruluğuna çok fazla inanıyorlar. O açıdan karşılıklı samimiyet ve güven duygusu söz konusu. Onlarla buluşup değişik projeler yapabiliyoruz.

 

Motorlara olan ilgin nereden geliyor?

Trafikten geliyor. Çünkü İstanbul’da trafik durumu çok kötü. Randevularıma trafik yüzünden geç kalmaya başlayınca bu durumdan çok rahatsız olmaya başladım. Hiçbir iş yapamaz oldum. Diğer yandan da araba kullandığım zaman sağda solda tanıyan insanlar olduğunda problemler ortaya çıkıyordu. Şimdi kaskım biraz da kamuflaj görevi görüyor. Sonuç olarak  arabayı hayatımdan çıkarttım.

 Müziğime kimse karışamaz!

Geçen sene Rock’n Coke’da sahneye cenin şeklinde çıkmıştın. Bu yıl da yer alırsan nasıl bir temayla sahne alırsın?

Bu sene Rock’n Coke gibi bir festival olmadı. Rock’n Coke’un başka bir yeri vardı. Çünkü biz ilk olarak Rock’n Coke‘da değişim yaptık. Türkiye’de de hem mekan olarak, hem yapı olarak en iyi festival olduğunu düşünüyorum. Diğer festivallere baktığımda bu tarz yapılabilecek şeyler olmadı. Önümüzdeki projelerde Bostancı Gösteri Merkezi’ndeki gibi bir dekorla, diğer şehirlerdeki sahneleri de görsel getirebilme fikrimiz var. Kasım ayına doğru böyle bir turne yapmayı arzu ediyoruz. Aklımdaki şey sahnenin tamamen bize ait olduğu bir noktada dekorumuzu kurup hiçbir problem olmadan aklımızdaki her şeyi birebir uygulayabilmek.

 

Yurtdışında daha çok ses getirmek için yabancı bir albüm yapmayı düşünüyor musun?

Düşünmüyorum. Çünkü yaptığım müzikle kendimi sevdirmek zorunda değilim. Eğer bir kişi ilgilenmek istiyorsa bu müzikle ilgilenir ve bu müziği yaymaya çalışır. Bizim temel noktamız da bu. Amacımız yaptığımız işi herhangi bir şey olarak değiştirip insanlara daha çok satması ve sevilmesi gerekiyormuşçasına sunmak değil. Zaten bu görselde yaptığım bir projeyi Türkiye’ye kabul ettirmekle gurur duyuyorum. Eğer senin dediğin şekilde bir şey yapmak için uğraşsaydım; çok daha farklı yapıda, lezzetli görüntülerle, müzikallerle ve temalarla yapabilirdim. Ama o zaman içimdeki hırsla alakalı hiçbir şeyi yapmamış olurdum. Yurtdışında da bir şey yapacak olsam müziğime kimsenin karışmasına izin vermem.

 

Bugüne kadar Hayko Cepkin’den önce rock müzik dendiğinde dinleyenler ve dinlemeyenler olarak ayrım yapılabiliyordu. Ama benim görüşüme göre; rock müzik denince Hayko Cepkin de artık onun bir parçası. “Rock müzik dinliyorum ama Hayko Cepkin dinlemiyorum” diyebilecek birine ben pek inanmıyorum.

Böyle insanlar var ve bu çok normal. Örneğin Çilekeş iyi rock müzik yapan gruplarımızdan bir tanesi. İdealist bir şekilde bu müziği yapan bir grup. Ben de aynı şekilde devam eden biriyim. Ama müzik tarzlarımız çok farklı. Teoman’ı, Emre Aydın’ı, Gripin’i, Çilekeş’i, Hayko Cepkin’i sevenler olabilir. Bunlar iyi projelerdir. Ama birbirleri içinde temasal farklılıklar vardır. Bu ayrım da çok normaldir.

Kaynak:Hürriyet Gzt.

Sevilen grup 4 Yüz’le Trendy’nin 300’üncü sayısına özel bir röportaj yaptık. Carousel Alışveriş Merkezi’nde gerçekleşen eğlenceli çekimde 4 Yüz üyeleri çocuklar gibi şendi!

Hepsi grubu üyeleri küçük yaşlardan beri birlikteler ve şu anda da müzik piyasasında yer alıyorlar. Siz kendinizi bir proje grubu olarak mı görüyorsunuz?
    
Gülnur: Sadece müzikte değil, tasarımda, ticarette yapılan işlerde de bir proje vardır. Aslında yurt dışında yapılan tüm müzik işleri de bir projedir. Madonna’nın, Michael Jackson’un yaptığı bir albüm de bir proje ürünüdür. Bu belki de Türkiye’de herkesin yaptığı ama bizim dile getirdiğimiz bir konu oldu. Hepimiz konservatuar mezunuyuz ve böyle bir işe bizi uygun buldular. Bunun için çocukluk arkadaşı olmamıza da gerek yok. Tam tersine iş yaparken birbirimizi tanımak daha iyi. İş içinde insanlar birbirlerini daha iyi tanır. Bu yüzden bizim bağlarımız belki de çok daha kuvvetli oldu. 3 yıla yakın süredir birlikteyiz. Ama sanki 15 yıldır birlikte gibiyiz. Geceli gündüzlü çalışıyoruz ve her yerde beraberiz.
 


Onur: Profesyonel bir iş yapıyoruz. Bu işte arkadaşlıktan öte ortaklık gerekiyor. Biz şu an 4 ortağız. En iyi dostlarım da grup arkadaşlarım. Dostluk zaten bir şekilde bir şeyler paylaştıkça ortaya çıkar. Bunun için çocukluk anılarını paylaşmaya gerek yok. Yaptığın işi paylaştığın zaman daha büyük dostluklar kurabilirsin.

Grup içinde çok fazla fikir ayrılıklarınız oluyor mu?
Didem: Hayır. Sonuçta her birimiz olgun insanlarız. Anlaşamadığımız noktalar olduğu zaman hemen konuşmaya yöneliyoruz. Tartıştığımız şeyler de oluyor ama konuşarak hemen çözüyoruz.
 
Onur: Eğer bir karara varılacaksa mutlaka dördümüzün ortak kararı oluyor.

Dördünüz ayrı ayrı ya da birlikte ama farklı bir projede yer almayı düşünüyor musunuz?
Gülnur: Şu anda o kadar mutluyuz ki; kendimizi hiçbir şekilde ayrı düşünemiyoruz. Tek başımıza bir şey yapmak aklımıza gelmiyor. 

Didem: İleride birlikte yapacağımız farklı projelerimiz tabii ki olacak. Konserlerde sahneye çıktığımızda o kadar mutlu oluyoruz ki… Heyecanlanıyorsak da birlikte paylaşıyoruz. Bu çok güzel bir duygu.

İlkay: Albümümüz ilk çıktığında dizi teklifleri çok geldi. Ama o zamanlar daha yeni olduğumuz için ilk albümde insanların bizi müzisyen kimliğimizle tanımalarını istedik. İkinci albümde teklifler daha da yoğunlaştı. Biz çok iyi bir proje yapmak istiyoruz. Televizyon konusunda da, müzikte olduğu gibi çok iyi bir şey yapmak istediğimiz için ince eleyip sık dokuyoruz. En iyi senaryo, en iyi proje ve en iyi iş karşımıza geldiğinde yer alacağız.

Grup kurulmadan önce aranızda dizi veya reklam filminde oynayan var mıydı?
Onur: Ben daha önce reklamlarda oynadım. Zaten bizim grubumuzun hep şöyle bir özelliği vardı; bu dörtlüyle birlikte yol alınsın ve bitmeyen bir proje olsun diye düşünüldü. Çok şanslıyız ki hocalarımız tarafından sevilen kişiler olduk. Sonrasında aldığımız kararlar ve attığımız her adım ortak oldu. İlk albümümüz tamamen bizim istediğimiz doğrultuda gerçekleşti ve bizim planlarımız çerçevesinde ilerledi. İkinci albüm bir yıl sonra çıktı. Bu da planlar dahilinde bir şeydi. Bu anlamda attığımız her adım için haftada bir toplantı yapıyoruz ve eksiklerimizin üzerine gidiyoruz. Her şey planlandığı gibi gitmeyebiliyor ama bir şeyi çok istersek de mutlaka başaracağımıza inanıyoruz. Bu planlar doğrultusunda daha emin adımlarla ilerliyoruz. Biz aynı zamanda görsel bir şov yapıyoruz. Katıldığımız programlarda ve konserlerde daha çok şovlarımızla kendimizden bahsettiriyoruz. Daha önce hepimizin amatör deneyimleri oldu.

Grubunuz kurulmasaydı tek tek müzik hayatına atılmayı düşünür müydünüz?
Gülnur: Düşünürdük. Sonuçta hepimizin hayatı müzik. Tek tek olur muydu bilmiyorum ama sonuçta müzikte ya da sanatın farklı dallarında yer alabilirdik. Eğer grup olmasaydık belki ben bölümüm gereğince oyunculuk üzerine gidebilirdim.

Didem: Ben de kesinlikle şarkı söylerdim. Onun yanı sıra hala okuyorum ve aynı zamanda iç mimarlık yapıyorum. Hem iç mimarlığa devam ederdim, hem de müzikle ilgilenirdim.

Onur: Biz her zaman şunu da söylüyoruz. 4 yüz 4 ayrı solistten oluşan bir grup. Aslında hepimiz ayrı ayrı albümler de yapabilirdik. Bu bir tercih meselesi. Grup olma fikri sadece dört kişinin bir şey yapmasından da öte. Dört kişi bir araya geldiğinde ortaya çıkan müzik daha farklı oluyor ve biz bunu başarmaya çalışıyoruz. Hepimizin zaten geçmişinde müzikal eğitim olduğu için, müzikale yatkın olduğumuz biçilmez bir kaftan oldu. İlkay da aynı zamanda besteci. Bir şarkı yaptığı zaman, grup halinde söyleneceğini düşünerek hareket ediyor.

İlkay: Zaten ben müziğin içinde doğdum. Bu proje olmasa da solo veya herhangi bir müzik projesinin içinde olurdum.

Onur: Ama iyi ki bu projedeyiz.

Geleceğe dair projelerinizden biraz bahseder misiniz?
İlkay: İkinci albümümüz yeni çıktı. Onun heyecanı var. Televizyon projelerimiz, konserlerimiz olacak. Bir diğer konu da kısa bir süre önce yurtdışından bizimle bir röportaj talebinde bulunuldu ve yapılan röportajı “Avrupa’nın tercihi 4 Yüz” başlığı altında yayımladılar. Bu da bizi çok mutlu etti.

Didem: Avrupa’daki birçok kişiden mail alıyoruz. Bizi Eurovision’a çok yakıştırıyorlar. Biz de çok sıcak bakıyoruz. Böyle bir platformda yer almayı çok istiyoruz. Zaten Gülnur’un Grup Safir’le birlikte 2002 yılında bir Eurovision deneyimi var. O da inanılmaz bir ortam olduğunu söylüyor. Dereceye girsek de girmesek de o atmosferi yaşamak gerçekten çok güzel. Biz de Gülnur’la böyle bir deneyimi birlikte yaşamak istiyoruz.

Onur: Ayrıca tabii ki ülkemize derece getirmek istiyoruz. Biz hem sesimizle, hem şovumuzla Türkiye’ye iyi bir derece getireceğimize inanıyoruz.

Didem: Orada politik olayların olduğunu da biliyoruz. Ama önemli olan kendimizi göstermek, ispatlamak ve ülkemizi temsil etmek.

Gülnur: Güzel bir şey yaptığın zaman karşındaki ister istemez sana oyunu gönderir. Bizim işimiz de sahnede görsel bir şov yapmak. Bunun eğitimini aldık ve yapıyoruz. Orada da bunu tüm dünyaya göstermek istiyoruz.

Eurovision’da seçeceğiniz şarkı Türkçe mi olur yoksa İngilizce mi?
Onur: Türkçe olur. İnsanların, ne anlattığını bilmesi çok önemli. Türkçe’yi de bilmedikleri için anlayamıyorlar ama biz bir şeyi anlatırken sadece dille değil, yaptığımız şovla ve görsellikle gösterebileceğimize inanıyoruz. İngilizce şarkı söylemekle Türkçe şarkı söylemek çok farklı. Türkçe şarkıdan ayrı, İngilizce şarkıdan ayrı lezzet alabilirsin.

Gülnur: İngilizce şarkı söylemek çok daha kolay. İngilizce’de vokal sesleri çok rahat. Türkçe söylemek çok daha zor. Türkçe’yi eğer güzel söylersen karşıdaki kişi ayrı bir tat alıyor. Bu yüzden Eurovision’a gidersek mutlaka Türkçe şarkı söylememiz gerekir.

Sahne kıyafetlerinizi nasıl seçiyorsunuz?
Didem: Sahne kıyafetlerimiz dikiliyor. Genelde Süleyman Yüksel tasarlıyor. Ama artık Gülnur ve ben de karar veriyoruz.

Gülnur: İkinci albümde daha spor giyinmeye karar verdik. Bunları da diktirmeye gerek yok. İhracat yapan birtakım firmalar keşfettik. Onların da üzerini boncuklarla süslüyoruz.

Olmazsa olmazlarınız, prensipleriniz nelerdir?
Gülnur: Yalan olmamalı, ego olmamalı, dürüstlük olmalı. Bizim aramızdaki en güzel şey açık olmak. İçinde tutup tutup en sonunda patlamaktansa biz böyle bir bakışla veya bir dürtmeyle birbirimizi frenliyoruz.

Didem: Artık birbirimizi tanıyoruz da. Mesela Gülnur’un ifadesinden neye bozulduğunu anlarım.

Onur: Bir de plan olmalı. Biz buluştuğumuz zaman mutlaka bir şey tartışıyoruz. Ortaya bir fikir atılıyor ve onun üzerinde saatlerce konuşuyoruz.

İş dışında da zamanınızın çoğu birlikte geçiyor mu?
Onur: Bizim düzenli bir iş saatimiz olmadığı için, genelde hep birlikteyiz. Çok boş kaldığımız zaman da yine buluşup sinemaya gidiyoruz.

Didem: Evet son zamanlarda en çok bunu yapıyoruz. Aynı zamanda sevdiğimiz birçok sanatçının da konserlerine gidiyoruz.

Birbirleriyle çok vakit geçiren insanlarda genelde duygusal yakınlaşmalar olabiliyor. Siz de de böyle bir şey olabilir mi?
Gülnur: İlk günden beri aramızda ne böyle bir iletişim ne de etkileşim oldu. Aramızda öyle bir şey olsa zaten işimiz de yürümez.

Didem: Bazı hayranlarımız bizi yakıştırıyorlar. Teşekkür ederiz. Ama biz gerçekten kardeş gibiyiz. Genelde Onur’la beni, İlkay’la da Gülnur’u çok yakıştırıyorlar. Ama öyle bir şey yok.
 
Sevgililerinize, diğer grup üyelerinin tavrı nasıl oluyor?
Onur: Hepimizin bir özel hayatı var ve buna kimse karışamaz. Onların hayatına girecek insan benim için çok önemlidir. Hiçbir şekilde yargılamam.

Didem: Katılıyorum.

Gülnur: Ben de katılıyorum.

Hayranlarınızdan nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Didem:
İnanılmazlar. Onları gerçekten çok seviyorum. O kadar şekerler ki; bazen aklımıza gelmeyecek şeyler söylüyorlar. Mektup yazar gibi sayfalarca mail yazıyorlar. Hayranlıkla okuyorum onları.

Gülnur: Onlarla mailleşmek, yaptığımız işleri beğenmeleri çok güzel. Hepimizi ayırt etmeden çok seviyorlar. İyi ki varlar.

Onur: Bizi hiçbir zaman yalnız bırakmıyorlar. Biz onlardan enerji alıyoruz, onlar bizden enerji alıyorlar. Grup çıkarken; “7’den 70’e hitap edeceğiz” demiştik. Şu anda istediğimiz kitleye hitap ettiğimiz için çok mutluyuz. İlk albümümüzde daha çok çocuklar dinliyor imajı verildi. İkinci albümümüzle birlikte herkesin dikkatini biraz daha çekmeye başladık. Herkese hitap edebildiğimiz için çok mutluyuz.

Bakalım Hepsi grubu  4yüz e nasıl bir cevap verecek..Merakla bekliyoruz..

Truzimciler Hadise etkisini konuyorlar.Tanıtımlarda Hadisenin Şarkılarını çalıyorlar,Hadise ile oturup Hadise ile kalkıyorlar..Eurovision şarkı yarışmasında Ülkemizi en iyi şekilde temsil eden Hadise şimdi de turizmcilerin umudu oldu..Turizimciler Hadisenin  birçok ülkede turne yapması,kıvrak dansı,güzelliği,sesi ve hareketli şarkılarla milleti costurdugunu ve bunun Türkiye icin bir avantaj oldugunu dile getirdiler.Hadisenin Türkiye’yi 3 ay gibi uzun zaman gündemde tutdugunu ve bunun en iyi reklam oldugunu söyleyen Truzimciler bu yıl ve 2010 yılında bir patlama olacagndan ümitliler.Şu ana kadar gelen turistlerin Hadiseyi sordugunu da sık sık dile getiren turizmciler Hadise ile bu yıl doluluk oranlarının artmasını beklediklerını dile getirdiler..Bizde bu dileklerine katılıyoruz..

21 Mayıs 2009Hadise 3.Olabilir

Eurovision’da üçüncü olarak büyük bir başarı yakalayan Aysel&Arash ikilisi diskalifiye olabilir. Azeri televizyonunun yayıncılık suçu sabit görülürse Hadise de 3. olacak.

ERMENİSTAN ulusal televizyon kanalı, 54’üncü Eurovision Şarkı Yarışması’nda, Azerbaycan’da yarışmayı yayınlayan Azerbaycan Televizyonu ‘İçtimai TV’nin Ermeni şarkının SMS numarasını kapatarak ihlal yaptığını iddia etti. Bu ihlal sonucunda Azerbaycan’da oturanların Ermenistan’dan ‘Jan Jan’ isimli parçayla yarışan İnga ve Anuş’u oylarıyla destekleyemediği ifade edildi.

RESMEN ŞİKAYET EDİLDİ

Eurovision komitesine resmi yazı gönderen Ermenistan, Azerbaycan hakkında şikayette bulundu ve yarışma kuralları uyarınca Azerbaycan’ın para cezası ile cezalandırılmasını ya da yarışmadan diskalifiye edilmesini istedi. Aysel&Arash diskalifiye cezası alırsa Hadise de üçüncülüğe yükselecek.

Yayıncı Azerbaycan televizyon kanalı seyircilerin oy kullanacağı numaraları zaten önceden bildiğini, oy kullanılacak numaraların birkaç saniye ekranda döndüğünü ve onun kapatılmasının imkansız olduğunu belirterek suçlamayı reddetti. Ermenistan, Azerbaycan’a 1 puan verirken, Azerbaycan’dan Ermenistan’a hiç puan çıkmadı ve Azerbaycan yarışmayı 207 puanla 3’üncü sırada, Ermenistan 92 puanla 10’uncu sırada tamamladı.

Moskova da düzenlenen 54. Eurovision şarkı yarışmasında Türkiye’yi temsil ederek 4. olan Hadise  İstanbul’a geldi.

Basın mensuplarının yarışmada alınan neticeyle ilgili soruları üzerine Hadise kendisine oy verenlere teşekkür ederek, Ben, hedefime ulaştım. Ben, hep ’Top 5’ istiyorum dedim. Hiç ’birinci olacağız’ iddiasında da bulunmadım ve 4. olduk. Ben 4 rakamını çok seviyorum. Çok mutluyum diye konuştu. Üzülmediğini dile getiren Hadise, performansında bir ses problemi yaşadığıyla ilgili söylentilerin hatırlatılması üzerine de her ülkenin yarışmacısının bir sorun yaşadığını söyledi.

Bu yıl rejide çok sorun bulunduğunu ifade eden Hadise, Böyle savaştık rejiyle, ekrandaki çıkan sesle ilgili bir kaç kez söyledik. ’Böyle bir sorunumuz var. Back Vokal’in sesi daha çok çıkıyor’ dedik. Ama biz istediğimiz kadar söyleriz, onlar uygulamıyorsa yapacak bir şey yok dedi.

EUROVİSİON SİSTEMİ ARTIK DEĞİŞMELİ-

Yarışmada komşu ülkelerin birbirine oy vermesiyle ilgili olarak da Hadise şöyle konuştu: Bence bu seneden sonra herkes sırtını çevirecek Eurovision’a. Çünkü ben, başlamadan ’Bu sene çok güzel olacak İnşallah, insanlar ülkelere değil, artık performansa oy verecek’ dedim. Ama yine gördüm ki, bu olmadı. Jüri vardı. Ama hiç bir değişiklik yok. Bu yüzden diyorum ki, bu sistemi artık değiştirin. Çünkü Eurovision imajı gittikçe daha da kötü oluyor.

Yarışmada birinci olan şarkıyı beğendiğini kaydeden Hadise, 1. olmak isterdim. Ama ne yapalım herkes beğendi çocuğun performansını, şarkısını, ona çok başarılar diliyorum dedi.

Şarkıcının şirinliğine mi oy verildi? sorusunu Hadise, Bence de yani. Bilemiyorum. Çocuk şirin, tatlı. Tatlılığa veriliyorsa biz de bir dahaki
sene Türkiye adına şöyle toplu saçlı, toplu küçük bir kızı yollayalım şeklinde yanıtladı.

Hadise, yarışma öncesi yüzünde oluşan yaralar çabuk iyileştiği için şanslı olduğunu belirtti. Yorgunluk ve gerginlikten dolayı yüzünde lekelerin çıktığını, 2-3 gün ortadan kaybolduğunu ve kimsenin karşısına çıkmak istemediğini ifade eden Hadise, Hakikaten bir kaç kötü gün geçirdim orada. Ama çok dua ettim ve inanılmaz bir mucize oldu. 2-3 günde geçmesi şaka gibiydi. Çünkü, doktora gittim. Doktor ’Dua et çünkü, 2-3 güne geçemez’ dedi ifadesini kullandı.

KIYAFET TARTIŞMASI

Hadise yarışma öncesi Tarkan ve Sertap Erener’in kendisini arayıp motive edici şeyler söylediklerini, Nazan Öncel’in de kendisine çok güzel bir mesaj attığını söyledi.

Yarışmada giydiği kıyafete yönelik eleştiriler konusunda da Hadise şunları söyledi: Bence, performansımız çok güzeldi. Bizim kadar dans ederek, canlı şarkı okuyan çok ülke yoktu. Bu konuda kendimi çok iyi buldum diyebilirim. Ben dört dörtlüğü seven bir insanım. Çok çalıştım. Ve şu kıyafet konusuyla ilgili şunu söylemek istiyorum. Hakikaten sanki böyle bir savaş psikolojisine girdik. Dünyanın hiç bir yerinde bence bir kıyafet bu kadar tartışılmadı. Mesela İspanya adına yarışan şarkıcının kıyafeti mor muydu, sarı mıydı? Bence ispanyollar hiç tartışmadı bunu. Nedense Türkiye’dekiler benim kıyafetimi tartışıp durdu. Ben kimseye bir şey demiyorum. Ben mutluyum, çok rahattım yani.

BİR DAHA ASLA KATILMAM
Bir gazetecinin Eurovision’a bir daha katılır mısınız? şeklindeki sorusuna Hadise, Bence katılmam. Never, never (asla, asla) yanıtını verdi. Türkçe albümünü 1,5 hafta sonra çıkacağını, kendisinin 2-3 hafta tatil yapacağını ifade eden Hadise, Eurovision kısmını kapatıyorum. Bugünden itibaren hayata ve kariyerime devam ediyorum dedi.

  • Bir Daha Gitmezdim..

Rusyanın başkenti Moskova’da yapılan 54.Eurovision şarkı yarışmasın ‘da dördüncü olan Hadise en çok Belçikadan gelen  puana sevindi.Hadise,’Belçika benim doğup büyüdüğüm yer.Türkiyeden sonra ikinci vatanım.12 puan alamasaydım gitmezdim’ diye belirtti.

  • GURUR DUYUYORUM

Dödüncülüğün büyük bir başarı  olduğunu ve bununla gurur duyduğunu söyleyen Hadise,’Ben hep ilk 5′e gireceğimi söyledim..Hiç birzamanBirinci olurum’demedim.Baştan beri norveç favori idi. Ben ise Fransa’dan Patricia Kaas,İngiltere’den Jade Ewen gibi ünlü sanatçıları geçmeyi başardım’ diye konustu..

http://www.haber01.com/images_up/hadisenin-final-performansi-dunya-dum-tek-tek-dedi.jpg

17 Mayıs 2009İşte Kazanan Şarkı..

 

Tamamen Norveç e özgü,onların kültürlerinden bir müzik,lakin ingilizce sözleri ile kendini müziği ile öne cıkarıyor..Hadisenin güzelliğine,çekiciliğine  zerafetine karşı,Norveçli şarkıcının yakışıklılığı ve çaldığı kemanı….Bizce harika ve hak edilen bir galibiyet…

 

Bizce harika idi hersey lakin istediğimiz sonuç çıkmadı..Hayallerimiz gelecek yıla kaldı..

Eurovison 2009 / 23
Eurovison 2009 / 29Eurovison 2009 / 30
Eurovison 2009 / 31
Eurovison 2009 / 32

Komşunun komşuya oy verdiği Eurovision 2009’un birinciliğini rekor puanla Norveç kazandı. 42 ülkenin katıldığı yarışmada Türkiye’yi başarı ile temsil eden Hadise 177 puanla dördüncü olabildi.

MOSKOVA’da düzenlenen 54. Eurovision Şarkı Yarışması’nı Norveç açık arayla kazandı. Türkiye’yi temsilen Düm Tek Tek adlı parçayla yarışan Hadise 177 puan toplayarak dördüncü oldu. Türkiye-Ermenistan yakınlaşması nedeniyle Türkiye’ye yarışmada puan vermeyeceği dile getirilen Azerbaycan, Hadise’ye 12 puan verdi. Türkiye’den de aynı şekilde Azeri yarışmacılar Aysel-Arash’a tam puan çıktı.

Yarışmanın en ilgi çekici yönü, halktan toplanan oylarla katılımcı kurumların oluşturduğu ihtisas jürilerinin yarı yarıya oluşturduğu oylara rağmen politikanın hakimiyetini kaybetmemesi oldu. Komşu ülkelerin birbirlerine oy verdiği yarışmada Türkiye,   Belçika, Fransa, İsviçre, İngiltere, Makedonya ve Azerbaycan’dan tam puan aldı. Türkiye’ye Almanya, Bulgaristan ve Arnavutluk 10 puan , Hollanda 8, Bosna-Hersek ve Norveç 7, İsveç, Romanya ve Danimarka 6 puan, Malta, Finlandiye ve Macaristan 5, Ermenistan 4, İsrail, Karadğ, Yunanistan ve Portekiz 3, İspanya 2 ve Çek ile Hırvatistan 1’er puan verdiler. Yarışmada 14 ülke Türkiye’ye hiç puan vermedi.
Yarışmadan önce TBMM Başkanı Köksal Toptan ve , Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 54. Türkiye’yi temsil eden şarkıcı  Hadise’ye başarı dileğinde bulundu.

 

Hadise’den önce şu sanatçılar sahne aldı:

1. Litvanya’dan Sasha Son, 2. İsrail’den Noa ve Mira Awad, 3. Fransa‘dan Patricia Kaas, 4. İsveç’ten Malena Ernman, 5. Hırvatistan’dan İgor Cukrov ve Andrea, 6. Portekiz’den Flor-de-lis, 7. İzlanda’dan Yohanna, 8.Yunanistan‘dan Sakis Rouvas, 9. Ermenistan’dan İnga ve Anush, 10. Ev sahibi Rusya‘dan Ukrayna asıllı sanatçı Anastasia Prikhodko, 11. Azerbaycan’dan Aysel ve Arash, 12. Bosna Hersek’ten Regina grubu, 13. Moldova’dan Nelly Ciobanu, 14. Malta’dan Chiara, 15. Estonya’dan Urban Symphony, 16. Danimarka’dan Brinck, 17. Almanya’dan Alex Swings Oscar Sings.

Hadise’den sonra da şu sanatçılar sahne alacak:

19. Arnavutluk’tan Kejsi Tola, 20. Norveç’ten Alexander Rybak, 21. Ukrayna’dan Svetlana Loboda, 22. Romanya’dan Elena, 23. İngiltere’den Jade Ewen, 24. Finlandiya’dan Waldo’s People grubu, 25. İspanya’dan Soraya.

“KAFAYI YERİM, HASTANEYE YATARIM”

Hadise, son dönemde karşılaştığı teknik aksaklıkların hatırlatılması üzerine “Artık bir aksaklık olmaz. Şimdi olursa kafayı yerim, hastaneye yatarım galiba” dedi.
Moskova’da 22 bin izleyici ile Eurovision tarihinde rekor kırılmasının amaçlandığı 54′üncü Eurovision Şarkı Yarışması’nın finalinde heyecan giderek artıyor. Yarışmanın yapılacağı Olimpiksi Arena’da büyük organizasyona hazır.

Yarışmanın başlamasına saatler kala son prova için arenaya gelen Hadise “Birkaç saat kaldı. İyiyiz şu an. Biraz heyecanlıyım ama akşama daha heyecanlı olacağıma inanıyorum. Ben elimden geleni yaptım. İnanıyorum ki Türkiye’yi çok güzel bir şekilde temsil ediyorum bu akşam. İnşallah herkes beni gururla izler. İnşallah herkesten oy gelir” dedi.

TÜRKİYE’YE OY VEREN ÜLKELER

Türkiye Ermenistan’a 6, Bosna Hersek’e:8 Arnavutluk’a:10 ve Azarbeycan’a ise 12 puan verdi.. Azeri sunucu Türkiye’ye 12 puar verildiğini açıklarken elleriyle kalp işareti yaptı.

İşta Türkiye’nin ülkelerden aldığı puanlar:

İspanya:2
Belçika:12
Malta:5
Almanya:10
Çek Cumhuriyeti:1
İsveç:6
Fransa:12
İsrail:3

Karadağ:3
Finlandiya:5
İsvçre:12
Bulgaristan:10
İngiltere:12
Makadenyo:12
Yunanistan :3
Bosna Hersek:7
Arnavutluk:10
Hollanda:8
Hırvatistan:1
Portakiz:3
Romanya:6
Danimarka:6
Ermenistan:4

Macaristan:5
Azarbeycan:12
Norveç:7

Saçlarını kaldırdı dövmesi göründü

HADİSE’nin vücudunun çeşitli yerlerinde dövmeler var. Bileğindeki dövmenin aynısından kız kardeşinde de var. Bu

dövme kardeşler arasında bitmeyen sevgiyi simgeliyor. Belindeki dövmenin anlamının çok derin olduğunu söyleyen Hadise, anlamının ne olduğunu açıklamak istemiyor. Ensesindeki dövmede Latince ’Alis Volat Propiis’ (Kendi kanatlarıyla uçan kız) yazıyor. Kalçasındaki dövmede kendisi için özel bir tarihi ifade eden 8 sayısı yer alıyor.

Bahislerde 1/10 Hadise

İNGİLİZ The Guardian gazetesi, Eurovision’da galibi ittifakların belirleyeceğini söyledi. Gazetede yapılan coğrafik değerlendirmeye göre, Türkiye, Hırvatistan, Makedonya, Slovenya, Yunanistan, Kıbrıs, Sırbistan/Karadağ, Bosna-Hersek, Arnavutluk ve Romanya’nın yer aldığı Balkan bloğu içinde yer alıyor. Haberde her blokun kendi içindeki ülkeye puan verileceği iddia ediliyor. Türkiye’nin ayrıca Almanya’daki misafir işçilerden puan alacağı da belirtiliyor. The Guardian, Hadise’nin Düm Tek Tek şarkısına 1-10 şans verdiğini de belirtti. Ancak Hadise’nin şarkısının başlığı dışında İngilizce olmasının Türkiye’deki muhafazakar dil bilimciler tarafından eleştirildiği de belirtiliyor.

Eurovision özel gala gecesi

Eurovision finali öncesinde TRT 1 ve TRT Avaz kanalları ortak yayınla saat 19.50’de “Dünden Bugüne Eurovision” adlı program yayınlandı. Jülide Ateş’in sunduğu programda Eurovision şarkı yarışmasının unutulmayan isimleri sahnede aldı. Eurovision şarkı yarışmasının efsane isimleri Anne Marie David ve Johnny Logan bu özel gecenin onur konukları oldular. David ve Logan, programda Behzat Gerçeker’in önderliğindeki ENBE Orkestrası eşliğinde unutulmayan şarkılarını seslendirdi.

Hangi ülke, hangi sırada?


Ücretsiz Blog Servisi Blogsayfasi.com ile WordPress üzerine kurulmuştur.